_Diğer yandan eşlerin, birbirinden ayrıldıktan sonraki duygularını deneyden geçirebilecekleri makul bir bekleme dönemine ihtiyaçları vardır. Belki de kalplerinde yeniden tazelenebilecek bir sevgi izi, uyarılabilecek duygu kalıntıları; hiddetin, kabalığın ve kendini beğenmişliğin etkisiz hale getirdiği yakınlaştırıcı faktörler vardır da öfkeler dinince, kaba duygular durulunca ve vicdanlar rahatlayınca ayrılığa yolaçan sebepler küçük görülmeye başlanır. Belki de başka gelişmeler, yeni bakış açıları ortaya çıkar da özlem duygusu tarafları eski hayatlarına döndürür ya da sorumluluk duygusu onları dini bir gerekliliğe uymaya sürükler. Boşama, Allah katında helâllerin en sevimsizidir. Bu, ancak bütün çarelerden umut kesilince başvurulabilecek olan istenmeyen bir çözüm yoludur.
_"Yalnız bu dönemde erkeklerin hakkı daha önceliklidir."
Öyle sanıyorum ki, burada sözkonusu olan erkek üstünlüğü sadece bekleme süresi içinde karılarını geri alma imtiyazı ile sınırlıdır. Bu hak erkeğe tanındı, çünkü boşayan odur. Boşayan taraf erkek olduğu halde geri dönme hakkının kadına tanınması, kadının adamın ayağına giderek tekrar erkeğinin nikâhı altına girmeyi istemesi mantıkla bağdaşmaz. Demek ki bu, durumun özelliğinden doğan bir haktır. Burada sözkonusu olan üstünlük, bu durumla sınırlı bir üstünlüktür, yoksa çoklarının anladığı ve başka durumlar için de delil olarak kullandıkları gibi mutlak anlamlı değildir"* Ayetin sonunda yine uyarı cümlesi geliyor:
"Hiç şüphesiz Allah gücü üstün olandır ve hikmet sahibidir."
_* bu noktada kendimi aklayarak, savunacak durumda değilm; çünkü şimdi doğru olmadığı eğiliminde olduğum bu yoruma bir zamanlar bazı yazılarımda ben de yer vermiştim.(dar’uş şuruk yayınevi tarafından yayımlanan ve 1980 yılında 9. kez basılan nüshasından öğrendiğimize göre seyyid kutub tefsirine daha bu şekilde bir dipnot eklemiştir.)
_alıntılar: 1. cilt, sayfalar 392-394, dünya yayıncılık, istanbul 2003
_çevirenler: salih uçan, vahdettin ince